Gönderen Konu: Sıkça Yaptığımız Dil Bilgisi Hataları  (Okunma sayısı 68394 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

« : »
Dil bilgisi konusunda pek çoğumuz o kadar çok hata yapıyoruz ki, durum pek "İnternette/forumda dikkat etmiyorum!" ile açıklanabilecek gibi değil. Pek çoğumuz ne, nasıl yazılır bilmiyoruz. Ben şimdi kendi bilgim ölçüsünde yaygın yanlışlarımızın doğrularını anlatacağım. Yanlışlarım olabilir, düzeltin! Ama öncelikle şunu söylemeliyim ki; eğer hatalı yazmak istemiyorsanız, yazarken kafanızın karıştığı her durumda bir yerlerden doğrusunu kontrol edin. TDK'nın internet sayfasından olabilir, herhangi bir imlâ kılavuzundan olabilir ya da ek$i sözlükten de olabilir; bir bakın neyin nasıl yazıldığına.

Aklıma gelen yaygın yanlışlar:

1) "de" Bağlacı Kâbusu  /  Bulunma Hâl Eki

a) Bulunma Hal Eki

Bu 'de' birleşik yazılır. Eklendiği kelimeye bulunma anlamı katar ve eklendiği sözcüğe göre şekilden şekle girebilir (Yani sertleşmeye ve(ya) ünlü uyumuna uyar.):

"Çatal masada duruyor."  -  Burada 'de', 'da'ya dönüştü, ünlü uyumunu tutturabilmek için.
"Herkeste kitap var mı?"   -  Burada 'de', 'te'ye dönüştü, ünsüz sertleşmesinden.
"O kitap Ayşe'de."
"Ankara'da kar yağıyor."
"Bilgisayarımda Ubuntu var."

Bu örneklerin hepsinde gördük ki, '-de' eki, eklendiği kelimeye bulunma anlamı katıyor.

b) Bağlaç olan "DE"

Bu arkadaşımız "dahi" (ilave) anlamı katıyor. Kesinlikle ayrı yazılmalıdır! Ünlü uyumuna uyar (yani duruma göre "de" yahut "da" olabilir.) ama sertleşmeye katiyen maruz kalmaz. YANİ "te", "ta" olmaz!

"Bu kitabı ben okudum, Ali de okudu, Ayşe de okudu."
"Sen de gelecek misin?"    -    Bakın burada anlıyoruz ki, birileri gelecek ve "Sen de gelecek misin?" diye soruluyor. "İLAVE" durumu var.
"Makas da alman lazım."    -   Bakın burada "Makas ta alman lazım." olmuyor çünkü daha önce de dediğimiz gibi bağlacımız sertleşmeye mağruz kalmıyor.
"Benim kızım elma da yermiş."  -  "Onu yer, bunu yer elmayı da yer." anlamında.

Şimdi birkaç karışık örnek verelim.

"Elmada kurtçuk var."  -   Kurtçuk, elmada bulunuyor.
"Çantamda elma da var."   -  Çantamda bir şeyler var, elma da var.
"Çantamda da elma var."   -  Cebimde elma var, elimde elma var, çantamda da elma var.
"Gerekirse sokakta da yatarım."  -  Orda yatarım, burda yatarım, sokakta da yatarım. Bakın burda "-ta" bulunma eki iken "da" bağlaç!

(Bu arada, örnek olarak bu saçma cümleler nerden geliyor aklıma bilmiyorum.)

2) Soru Eki "Mİ"

Bu arkadaşımız sesli uyumuna uyar. Yani "mi", "mu", "mü"... olabilir. Asıl önemlisi, bu vatandaş HER ZAMAN ayrı yazılır! Başka açıklamaya pek gerek yok.

Örnekler:

"Geldin mi?"
"O gelen sen miydin?"
"Siz de gelmiyor musunuz?"
"Lotoyu tutturdum mu tutmayın beni."  -  Buraya dikkat! Burada "mu" soru anlamı taşımıyor, "Lotoyu tutturduğum zaman" anlamı taşıyor ama yine de ayrı yazılır. Ayrıca cümlemiz bir soru cümlesi olmadığından sonuna NOKTA koyarız.
"Bahçeye gül de mi ekeceksin?"   -  Örneğe bak be! Hem bağlaç olan "de" var, hem de soru eki "mi". :D

3) "ki" Bağlacı, Sıfat Yapan "ki", Zamir Olan "ki"

"ki" belirtme anlamı taşıyorsa ve kendisinden sonra isim geliyorsa sıfattır ve bitişik yazılır. Belirtme anlamı taşıyorsa fakat kendinden sonra isim gelmiyorsa zamirdir, bu durumda da bitişik yazılır. "ki" bağlacı ise ekseriyetle iki cümleyi birbirine bağlar ve ayrı yazılır.

Örnekler:

"Bendeki kitap çok yıprandı."   -  "Hangi kitap? Bendeki kitap." Bakın, kitabın hangi kitap olduğunu BELİRTTİK.
"Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır."
"Okuldaki ağaçları kesmişler."

"Benim kalemim bozuldu, seninkini alabilirmiyim?"   !!! Bakın burada zamir oldu, zira bir ismin yerine geçti.

"Adamın arabası öyle güzel ki, gaza bastı mı uçuyor."  -   Bakın burada iki cümle var. 1- Adamın arabası güzel. 2- Gaza bastımı uçuyor. "ki" ile bağladık mı enfes oluyor.
"Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini."  -  Yine iki cümleyi birleştirdi. 1- Duydum. 2- Unutmuşsun gözlerimin rengini. (Bu arada örneğin güzelliğine dikizdiniz mi?)
"Anladım ki hiç kimse, hiç kimse sen değil."  -  Hehe, bu saatte yazınca böyle romantik örnekler geliyor insanın aklına.
"Niye ki?"  -  Burada iki cümle yok, malum. Ama anlam itibariyle bağlaç olduğu belli. Ortada olan bir durum (sorguladığımız durum) ile sorumuzu bağlıyoruz burada. Diyelim ki karşımızdaki bize küsmüş. Biz de soruyoruz: "Niye ki?". Küskünlüğü ile sorumuzu bağladık. Ama yazarken bunlara takılmak önemli değil zaten. Anlam olarak bunun bağlaç olduğu açık.

Yeter bu kadar. "ki"ye çok bile yer ayırdık.

4) Özel İsimler ve Kesme İşareti Kullanımı

Malum, özel isimlere gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır. Öhöm! Cümlemi düzelteyim; özel isimlere gelen ÇEKİM EKLERİ kesme işaretiyle ayrılır. YAPIM EKLERİ ayrılmazlar VE eğer yapım eki varsa, arkasından gelen çekim ekleri de ayrılmaz. İlk harf de hep büyük yazılır. (Dilimizdeki kurala bakın yahu! :D Bir yabancıya Türkçe öğretmeye kalksak ne kadar zorlanır(ız).)

Örnekler:

Türkiye  -  gelsin bir çekim eki  -  Türkiye'ye
Türkiye  -  gelsin bir çekim eki  -  Türkiye'de
Türkiye  -     "     "     "      "   -  Türkiye'nin
(Yeter)
Türkiye  -  gelsin bir yapım eki  -  Türkiyeli
Türkiye  -  gelsin bir yapım eki, sonra bir sürü çekim eki  -  Türkiyelilerinki  (Abarttım biliyorum, ama dil bilgisi itibariyle doğru yazdım.)
Türk      -  gelsin bir yapım eki  -  Türkçe
Türk      -  gelsin İKİ yapım eki  -  Türkçeci         (Türkçe öğretmenlerine deriz ya, malum.)
Türk      -  gelsin bir yapım eki, sonra çekim ekleri  -  Türkçemizin
İstanbul -  gelsin bir yapım eki, sonra çekim ekleri  -  İstanbulluların
Türk      -  gelsin İKİ yapım eki, sonra çekim ekleri  -  Türkçecininkinin  / Mesela "Türkçe öğretmeninin kaleminin rengi kırmızı." demek istesek şöyle de diyebiliriz: Türkçecininkinin rengi kırmızı. (Türkçe öğrenmeye çalışan bir yabancı bu kelimeyi gördüğünde apışıp kalır. :D)

Burada önemli bir nokta var: Millet isimlerine doğrudan çekim eki de gelse bitişik yazılır: Türkler, Ruslar... (İlk harf büyük.)

5) Noktalama İşaretleri

Burda bir şey açıklamayacağım. Çünkü çoğumuz kuralları zaten biliyoruz ama dikkat etmediğimizden yanlış yazıyoruz. Şunu belirteyim ki, ister forumda olsun, ister anlık ileti programlarıyla konuşurken olsun, ister SMS gönderirken olsun; cümlelerinin arasına nokta koymayanlardan hiç hazzetmem. Bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum.

6) Hangi Kelime Nasıl Yazılır? Birleşik mi Yazılır, Ayrı mı Yazılır?

Bu konuda pek kural filan yok. Aslında haddinden fazla kural olduğu için, çok kuralsız bir durum var gibi. Bir kelimeyi hangi dilden ithal ettiysek, hem o dilin kurallarına uyabiliyor hem Türkçenin. Dilimize kaç faklı dilden kelime girdiğini, bunların kurallarını filan düşünürsek...

Burada yapmamız gereken şey; çok sık kullandığımız kelimelerin nasıl yazıldığını iyi bir şekilde öğrenmek, bilmediklerimizi kullanırken bir yerlerden kontrol etmek, -eğer kontrol etme şansımız yoksa- kullanacağımız şüpheli kelimenin eşanlamlısını bulup kullanmak.

Örneğin "tabii" sözcüğü. SUDO dergisinde dört kez kullanılmıştı ve bunların üçü yanlıştı. Bu sözcük geldiği dilden ötürü böyle yazılır. Eğer yanına "ki" bağlacı getirirsek (ki ekseriyetle yaparız bunu); "tabii ki" şeklinde yazılır. "* tabi ki", "tabiiki", "tabi ki" şeklinde DEĞİL! Bu kelimeyi kullanırken yapmamız gereken ya bir yerlerden kontrol etmek ya da -daha basit bir yöntemle- eşanlamlısını kullanmak: "ELBETTE"
"Tabii" diyeceğimize "Elbette" diyebiliriz. "Tabii ki" diyeceğimize "Elbette ki" diyebiliriz.

Aklıma gelen bir durum da; "sert sessiz yumuşamasının" bazı kelimelerde olmaması. Bunun sebebi de yine kelimenin ithal olmasıdır.
Örnek:
"kitap"  -  "kitabı"  /  Burada yumuşadı.
"hak"    -  "Hakkımı yedirtmem!"   /   Burada sıkıyorsa yumuşatın! :D "Hağımı yedirtmem." gibi bir saçmalık oluyor. Bu garip durum sebebiyle yumuşama olmadığı gibi bir de sert sessiz ürüyor.
"hukuk" -  "Hukukun üstünlüğü..."   /   Yine yumuşama yok gördüğümüz gibi. "Hukuğun" olmuyor.
Dikkatimizi çekiyor ki maraz çıkaran bu kelimeler hep yabancı kökenli.

Bu konuda daha fazla açıklama yapmayacağım. Öğrendiğiniz kadarını öğrenin, öğrenemediklerinizi de sürekli kontrol edin. Sorunlu sözcüklerin çoğunu yazarken Hakkı Devrim bile imlâ kılavuzu kullanıyor!

Aklıma gelen bazı kelimelerin doğru yazılışlarını yazacağım:

hiçbir
hiçbir şey
herkes
herhangi
her şey  (Lütfen Çağan Irmak'ın "Mustafa Hakkında * her şey" filminin afişine bakın. Adamlar filmin adını yanlış yazmışlar. :D Bu arada, birleşik yazmak istedim, forum izin vermedi.)

Burada bir muamma daha geldi aklıma: Özel isim sert sessiz ile biterse, bu sert sessiz yumuşamaz. Ayrıca arkasından gelen çekim eki kesme işaretiyle ayrıldığı gibi "sert sessiz uyumu"na da uyar. Örnek: "Kitabım Çağan Irmak'ta kalmış." ("da", "ta" oldu.), "Zonguldak'a gidiyorum." (Yumuşama olmadı.) Fakat okurken, özel ismin sert sessizini -gerektiğinde- yumuşatmak makbuldür. Okunuş: "zonguldağa gidiyorum"

Diğer örneklere devam:

bir şey
bugün
her gün
affettim   ("af ettim" filan değil!)
tabii ki
direkt     (Bu da mühim. Batı dillerinden aldığımız bu kelimenin sonunda "t" vardır! Ama bu kelimenin yerine "doğrudan" kelimesini kullansak zaten sorun kalmaz.)


7) Anlatım Bozukluğu

Burada da kurallara girmeyeceğim. Tavsiyem şudur ki, yazdığınız cümleleri (özellikle uzun olanlarını) baştan sona bir okuyun. Bozuklukların önemli bir kısmını zaten göreceksiniz. Bu konuda hataların çoğu Özne/Yüklem Uyumsuzluğu oluyor. Zira bu iki öğe, dil bilgisi açısından en önemli iki öğe oldukları gibi bizim dilimizde birbirinden en uzak yazılan öğelerdir. Bir de cümle uzun olunca...

Uzun cümleleri hatasız kurmak hem bilgi hem de yetenek gerektiren bir şeydir. Bu yüzden eğer beceremiyorsanız kısa cümleler kullanın. Burada olumlu bir örnek olarak Tayyip Erdoğan'ı gösterebilirim. (Politik açıdan beğendiğim anlamına gelmiyor! Ayrıca bu parantezden, Tayyip Erdoğan'ı politik açıdan beğenmediğim anlamını da çıkarmayın. :D)
Adam bir saat aralıksız konuşuyor, konuşurken upuzun cümleler kuruyor ve çok seyrek -ama gerçekten çok seyrek- anlatım bozukluğu yapıyor. Bu gerçekten alkışlanacak bir yetenek.

8)Yabancı Sözcük Kullanımı

Benim fikrim şudur ki; çeşitli sebeplerle dilimize girmiş ve artık neredeyse hepimizin bildiği yabancı kelimeleri kullanmamız yanlış değildir. Özellikle teknoloji ve kültür/sanat alanlarında genellikle ithal eden durumunda olduğumuzdan, yabancı kelimeleri de ithal etmek durumunda kalıyoruz. Düzgün bir TDK'mız olsa bir kelime dilimize yerleşmeden Türkçesini üretip piyasaya sürer. 2002 yılında kullanılmaya başlayan "euro"ya 2004 yılında "avro" demeyi akıl ederseniz geç kalmış olursunuz. Bakın "bilgisayar" kelimesi ne güzel! "Computer" dilimize daha yerleşmeden Türkçesi üretilmiş ve biz de benimsemişiz. Bilgisayara "computer"den başka bir şey diyen bir biz varız bir de Fransızlar. Diğer bütün milletler "computer" diyor.

Ancak (tekrar edeyim) dilimize yerleşmiş yabancı sözcükleri -yine genel kurallara uymak şartıyla- kullanmamız bence pek yanlış değil. Ve fakat, kalkıp da "relax oldum" demek akıllı bir insanın yapacağı bir iş değildir.

----

Neyse, aklıma gelen mühim hatalarla ilgili, bildiğim ve becerebildiğim kadarıyla açıklama yapmaya çalıştım. Umarım faydası dokunur. Unuttuğum çok mühim konular olabilir. İsterseniz onları da siz ekleyin. Ya da bana hatırlatın, ben becerebildiğim kadar açıklamaya çalışayım.
« Son Düzenleme: 04 Temmuz 2013 - 01:07:55 Gönderen: if »

« Yanıtla #1 : »
Eline sağlık.

Umarım yeterli ilgiyi görür.

« Yanıtla #2 : »
Burak eline sağlık. Başlığı sabitliyorum.
Forumda açtığım eski konularla veya belgelerle ilgili yardım gerekiyorsa lütfen ilgili konunun altına yazın, mutlaka yardım edenler olacaktır. Forum dışı ortamlardan bana ulaşıp yardım isteyenlere maalesef yardım edemiyorum. Anlayışınız için teşekkür ederim.

« Yanıtla #3 : »
Sağ olun. (Bakın, ayrı yazdım. :D)

Şimdi baktım da, çok uzun olmuş yahu. Umarım, görenler korkup okumamazlık etmezler.

« Yanıtla #4 : »
Yazı uzun olmasına rağmen bir çırpıda okunuyor. Korkup okumamazlık yapmayın. :D
Nükleer ile yaşamaya hazır mısın? Çözümsüz atıklara, kazalara, senden gizlenecek olan radyoaktif sızıntılara hazır mısın?
http://nukleer.greenpeace.org/?page=petition

« Yanıtla #5 : »
Ben hepsini okudum, gerçekten güzel olmuş.
Forumda açtığım eski konularla veya belgelerle ilgili yardım gerekiyorsa lütfen ilgili konunun altına yazın, mutlaka yardım edenler olacaktır. Forum dışı ortamlardan bana ulaşıp yardım isteyenlere maalesef yardım edemiyorum. Anlayışınız için teşekkür ederim.

« Yanıtla #6 : »
Yazımda kullandığım birkaç kelimeyle ilgili açıklama yapayım. "dikizdiniz mi" dedim. "dikizmek" diye bir kelime yoktur. "Ve fakat" dedim. Böyle bir şey de kullanım açısından pek tasvip edilmez. Ancak, eğer dili düzgün kullanıyorsanız, mizah için yahut vurgu için bu tip oyunlar da yapabilirsiniz. Bu iki örneğin patenti Ferhan Şensoy'a aittir. O çok fazla "ve fakat" ve "gel dikiz ki" yazar. Dili çok fazla bozmuyorsa ve okuyan kolaylıkla anlıyorsa, bu tip oyunlar yapmak, dile güzellik kattığı gibi uzun vadede dile yeni deyimler ve yeni sözcükler de katar.

« Yanıtla #7 : »
Bu sayfanın faydalı olacağı kesin , güzel çalışma olmuş .
Ubuntu - SuSe

« Yanıtla #8 : »
Elinize sağlık. Çok güzel ve faydalı bir başlık olmuş. Artık mesajlarında dilbilgisi hataları yapan arkadaşları buraya yönlendirebiliriz. :)

« Yanıtla #9 : »
Kendimi Türkçe dersinde gibi hissettim. :D Ellerinize sağlık.

« Yanıtla #10 : »
@burak güzel bir yazı olmuş, esprili de yazmışsın, arada bayağı bir güldüm.) Özellikle internette gördüğümüz berbat Türkçeyi kullananların büyük çoğunluğu, kanımca bilgisizlikten değil ömensemediği için bu şekilde yazıyor. Tam sekiz sene ilköğretim ardından üç sene lise eğitimi alınıyor ve sanırım internet kullanıcılarının pek çoğu 18 yaş üzeridir. Bu durumda kabahatli olan eğitim sistemi midir yoksa Türkçe konuştuğunu iddia eden kişi midir varın orasını siz hesap edin. Dolayısıyla bence, Türkçeyi doğru kullanmak için kuralları hatırlatmak yerine neden Tükçeyi düzgün kullanmamız gerektiği üzerinde durulmalı. Aslında, 18 yaş ve önemsemek kavramları yan yana durduklarında pek iyi görünmüyorlar, sanki anlaşamıyor gibiler.
Bir de internet daha çok bir eğlence aracı olarak görüldüğünde ki bu kişiye bağlıdır, bu yaklaşımın doğru olup olmadığını sorgulamıyorum, kullanılan dil ister istemez farklılaşabiliyor. Misal ben, nette sohbet ederken Türkçenin ağzını burnunu kırıyorum.
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2008 - 13:34:07 Gönderen: zeitgeist »
Özgürlüğü ne kadar anlarsan o kadar az sahip olursun. John Fowles

« Yanıtla #11 : »

(...)
Bunu da, "hocaya" yazarken özel muamele yapmış olma
ihtimaline karşı söylüyorum.
(...)
"

Yaşar Hoca, ihtimâlden bahsetmişken dergideki olasılık sorusunun algoritmasını oluşturan oldu mu?

Bence soruda işlemini yavaş yapanların toplam nüfusa oranının yarı yarıya olduğu yazıyor. Bu durumda önümüzdeki kişinin yavaş işlem yapan gruptan olmasının ihtimâli %50 dir.


@Burak, faydalı bir yazı olmuş. Sudo Dergisi senin gibi bir İmlâ denetmenine ve yazarına sahip olduğu için çok şanslı.


« Yanıtla #12 : »
Beğenilerini belirten herkese teşekkürler.

Alıntı
Gimp Uzmanı:
Kendimi Türkçe dersinde gibi hissettim. :D Ellerinize sağlık.

Ben de Türkçe öğretmeni gibi hissettim kendimi ki, bu pek hoş değil. :D

@egitimist,

O olasılık sorusunda önümüzdeki kişinin yavaşlardan olma ihtimali %50 değildir. Zira hızlı yapanlar, sıra geldiğinde işlerini hemen yaptıklarından orada bulunma süreleri çok azdır ve bizim işini hızlı yapanlara denk gelme ihtimalimiz düşüktür. Yavaş işlem yapanlar (9 kat sürede) çok uzun süre kaldıklarından önümüzdeki kişinin yavaşlardan olma ihtimali çok daha yüksektir, bence 9/10. Zaten sorunun sonunda bu yüzden Yaşar Hoca "Yavaşlar da hep sizi mi buluyor?" diye soruyor. Cevap "Hayır, yavaşlar yavaş oldukları için orayı domine ediyor ve dolayısıyla yalnız biz değil herkes bu yavaş insanlara maruz kalıyor." Emin olmak için okulda birkaç kişiye sorayım sonra tam çözümü yazarım.

Yeri değil ama bir olasılık sorusu daha sorayım (Bunun için başlık açmaya gerek görmedim): Cebimde iki para var. Birisi hileli, iki tarafı da 'tura'. Öteki normal bir para. Bakmadan cebimden bir parayı aldım ve havaya attım. Para yere düştü ve üst yüzeyinde 'tura' var. Arka yüzünün de tura olma olasılığı nedir?

!!!DİKKAT!!! Cevabını da yazıyorum. Burdan sonrasını isterseniz soruyu çözdükten sonra okuyun. !!!DİKKAT!!!

Lisede olasılık konusunu görmüş kişilerin çoğu hemen atlayıp %50 diyecekler. Bu kişilere göre ben parayı cebimden alırken ya hileli olanı ya da normal olanı almışımdır ve olasılık %50'dir. AMA YANLIŞ! :D
Ortada 4 tane yüzey var. 3'ü 'tura' 1'i 'yazı'. 'Tura'lardan birisi çıktı. Geriye 2 'tura' 1 'yazı' kaldı. O zaman arka yüzeyin de tura olma olasılığı 2/3'tür. "Nasıl ya?" diye soranlara şöyle bir açıklama yapayım: Yerdeki paranın üst yüzeyi 'tura' ise o paranın hileli olma ihtimali çok yüksektir. Bu yüzden arkasının da 'tura' olma ihtimali 'yazı' gelme ihtimalinden yüksektir.

« Son Düzenleme: 20 Kasım 2008 - 13:33:30 Gönderen: Burak »

« Yanıtla #13 : »
Farklı bir tarzda anlatılmış. Teşekkürler.

« Yanıtla #14 : »
Anlaşalım Burak dergi yazımı sen düzeltiyorsun. :D

« Yanıtla #15 : »
Anlaşalım Burak dergi yazımı sen düzeltiyorsun. :D

:D Ben zevkle düzeltirim de diğer imlâ denetçilerimiz (fadike ve heartsmagic) de en az benim kadar iyi denetleyip düzeltirler.

« Yanıtla #16 : »
Yazıyı zevkle okudum, unuttuklarımı hatırladım, bilmediklerimi öğrendim.
Yalnız ufak bir düzeltme yapayım (aman ha ukala demeyin). Yanlış bilmiyorsam TDK'nın değil de TDK'nin olması lazım. Hoş ben de sürekli Te De Ka (TDK) veya Ka De E (KDE) derim ancak doğrusu Ke şeklinde okumak sanırım.

Bir diğer husus da birleşik kelimelerde tam bir kural olmasa da şöyle bir şeyler hatırlıyorum ben. İkinci kelime eğer gerçek anlamında kullanılıyorsa (dikkat sadece ikinci kelime) ayrı yazılıyor. Ancak ikinci kelime kendi anlamı dışındaysa birleşik yazılıyor. Örnekler:

aslanağzı (bir çiçek)
suçiçeği (bir hastalık)

Burada ağız ve çiçek kendi gerçek anlamında değiller, sadece benzetme var. Bu nedenle birleşik yazılıyorlar.

kılıç balığı (bir balık)

Burada balık gerçek anlamında kullanılıyor ve ayrı yazılıyor.
Tam bir kural var diyemeyiz belki, ancak genelleme ,eğer yanlış hatırlamıyorsam, bu şekildeydi.
Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır.
Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkân var mıdır?

Böylece yalan, dünyanın düzenine dönüştürülüyor.

« Yanıtla #17 : »
Benim bildiğimse kısaltmalar yazılırken kısaltma harfleriyle okunmaz, kısaltmanın açılımı ile okunur dolayısıyla ona göre yazılır. TDK'nın ya da TDK'nin değil de TDK'nun (Türk Dil Kurumu'nun) olmalı sanırım.
« Son Düzenleme: 13 Temmuz 2010 - 23:10:31 Gönderen: zeitgeist »
Özgürlüğü ne kadar anlarsan o kadar az sahip olursun. John Fowles

« Yanıtla #18 : »
Benim bildiğimse kısaltmalar yazılırken kısaltma harfleriyle okunmaz, kısaltmanın açılımı ile okunur dolayısıyla ona göre yazılır. TDK'nın ya da TDK'nin değil de TDK'nun (Türk Dil Kurumu'nun) olmalı sanırsam.

Bir bakayım dedim senin yorumundan sonra:
http://www.tdk.org.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF6ADB17BCA15FC4FC
3. maddeden sonraki bölüme bakabiliriz.

Ayrıca buna bakmışken bir de şuraya baktım, çok kural varmış:
http://www.tdk.org.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFD4E0E8C92CD73B10

Kısacası kontrol etmek gerekiyor yazı yazarken.
Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır.
Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkân var mıdır?

Böylece yalan, dünyanın düzenine dönüştürülüyor.

« Yanıtla #19 : »
@zeitgeist,
Kısaltmalar konusunda yanılıyorsun, Serkan Abi'nin dediği doğru. Kısaltmada harfler okunulur ve ekler de buna göre eklenir.

@heartsmagic, "TDK'nın" şeklinde yazmanın kural itibariyle yanlış olduğunu biliyorum. Ama benim kişisel bir tutumum var burada. Bir kullanım şekli nasıl yaygınlaşmışsa artık o şekilde kullanmak bence daha doğrudur. "TDK'ya", "Te De Ke" diyen pek görmedim. Dolayısıyla okuyucunun rahatlığı açısından "TDK'nın" yazmak bana daha mantıklı geliyor.

Sadece bu kısaltmalar konusunda değil, başka konularda da çoğunluğun kullanış biçimi ile yazılı kurallar çelişebiliyor ve bence yapılması gereken kuralları yeniden düzenlemektir. "Kardaş" sözcüğüne ilk "kardeş" diyenler zamanında dili bozdukları gerekçesiyle eleştirilmiş olabilir ama yaygınlaştıktan sonra "kardeş" kabul edilmiş. Mesela "ağabey" sözcüğünü de ben itinayla "abi" diye yazarım. Kurallara göre neredeyse hepimiz "oldukça" sözcüğünü yanlış kullanıyoruz. "Oldukça" sözcüğü aslında "çok, bol" anlamına gelmez, "ancak yetecek kadar" gibi bir anlama gelir. Ama ben bu sözcüğü yine de bugün çoğunluk nasıl biliyorsa öyle kullanırım.

Diğer yandan bu tip çelişkili durumlarda kurallara bağlı kalanları da yadırgamam; aksine, kuralları bildikleri belli olduğundan onlara saygım artar.

Birleşik yazılan kelimelerle ilgili de; evet, öyle bir kural var ama o kadar çok başka kurallar ve istisnalar var ki durumu formülize etmek imkânsız. Mesela "bugün" sözcüğünde "gün" gerçek anamında ama bitişik yazılıyor. Ancak yine de bu tip kuralları bilmek, attığımızda tutturma ihtimalimizi arttıracağından faydalıdır.

Harflerin okunuşuyla ilgili genel kuralı da belirtelim: Tüm sessiz harflerimiz arkasından "e" sesi çıkarılarak okunur. Ama "k" için "ka" diyenler, "h" için "haş" yahut "ha" diyenler oldukça* yaygındır. Mesela ilk mesajda övdüğüm Tayyip Erdoğan "CE HA PE", "ME HA PE" diyor.
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2008 - 20:58:33 Gönderen: Burak »

« Yanıtla #20 : »
@heartsmagic
Bir yanlışımızı daha öğrenmiş olduk. Bitmiyor bu öğrenme işi ama daha kötüsü bildikçe daha çok yanlış ortaya çıkıyor. Hey gidi heeeey!
Özgürlüğü ne kadar anlarsan o kadar az sahip olursun. John Fowles

« Yanıtla #21 : »
İmlâ konusu başlı başına bir ders aslında :)
@Burak ben de senin gibiyim aslında asla TeDeKe demem, ancak yazarken nedense bu şekilde şartladım kendimi. Senin tutumun doğru bir bakıma. Hatta belki de olması gereken böylesi. Şu an ismini hatırlayamadığım değerli bir doçentimizle de bu konuda konuşurken olması gerekenin bu olduğunda karar kılmışdık zamanında. Halkın ya da çoğunluğun dili neye meyil gösteriyorsa onu kullanmak doğrusu, hele hele yazılı kuralı aşıp kendi kuralını oluşturmuşsa.

Evet birleşik kelimelerde istisnalar da mevcut. O nedenle dedim yazarken yine de kontrol etmek gerekiyor diye.
Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır.
Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkân var mıdır?

Böylece yalan, dünyanın düzenine dönüştürülüyor.

« Yanıtla #22 : »
Ben hayatımda "KE" diye okumam "KA" diye okurum. Sonda E yerine A kullanmak aynı zamanda bir duruşun göstergesi ancak konuyla alakası yok. Kişisel savunduğum görüşler sebebiyle KA diye okuyorum.
Forumda açtığım eski konularla veya belgelerle ilgili yardım gerekiyorsa lütfen ilgili konunun altına yazın, mutlaka yardım edenler olacaktır. Forum dışı ortamlardan bana ulaşıp yardım isteyenlere maalesef yardım edemiyorum. Anlayışınız için teşekkür ederim.

« Yanıtla #23 : »
Anlaşalım Burak dergi yazımı sen düzeltiyorsun. :D

:D Ben zevkle düzeltirim de diğer imlâ denetçilerimiz (fadike ve heartsmagic) de en az benim kadar iyi denetleyip düzeltirler.

@heartsmagic için 10 gün ayıralım bence :D Son gün IRC de olanlar bilirler daha ilk sayfada neler buldu :)
We got a badass over here!
__________________________
Bu çevirinin size ihtiyacı var...

« Yanıtla #24 : »
Forumdaki dil bilgisi hatalarını sergileyebileceğimiz bir bölüm olsun aynı zamanda burası.

Böylelikle, aktif kullanıcıları da bilinçlendirmiş oluruz hataları gösterdikçe. Bir çeşit, cezasız ceza sistemi gibi bir şey. :)