[Çeviri] Debian’nın Arkasındaki Kişiler: Mark Shuttleworth, Ubuntu’nun Kurucusu

Başlatan burk, 10 Aralık 2011 - 22:03:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

burk

Muhtemelen Mark Shuttlewort'u tanıtmama gerek yoktur... O 1999 yılında Thawte şirketini satıp milyoner olduğunda bir Debian geliştiricisydi. Sonra, 2002 yılında o evrendeki en bilinen Afrikalı (ve Debian geliştiricisi) haline geldi. 2 sene sonra takip edilesi başka bir gösterişli projeyi buldu: Microsoft'un tekelini yeni bir alternatif işletim sistemi olan Ubuntu ile sona erdirmek. ( bkz bug#1)

Mark ile Oaxtepec(Mexico)'da yapılan "Debconf 6" sırasında tanıştım. İkimiz de Debian ve Ubuntu arasındaki işbirliğini pekiştirmenin yollarını arıyorduk. Mark ile ilgili söyleyebileceğim en özet şey en az diğer liderler kadar dikkafalı olduğdur ve özellikle en başına buyruklardan biridir! :)

Ubuntu-Debian ilişkisini ve çok daha fazlasını onun söyleşisinden okuyup keşfedelim.



Raphale: Öncelikle kimsin?

Mark: Kalbimde ben bir kaşif, mucit ve stratejesitim. Teknolojideki, toplumdaki ve iş yaşamındaki değişim benim aklımı çeldi ve ben neredeyse tüm zamanımı ve hayatımı toplumda ve içinde bulunulan şartlarda ilerleme sağlayacağını umduğum değişim hızlandırıcı olmaya adadım.
38 yaşındayım, enformasyon sistemlerinde ve Cape Town Üniversitesi Finans Bölümü'nde çalıştım. Benim kalbimin yuvası Cape Town'dur. Şimdiye kadar orada ve Londra'daki Star City semtinde yaşadım, şimdi ise kız arkadaşım ve onun minicik ördekleriyle Isle of Man şehrinde yaşıyorum. Debian'a 1995 yılı dolaylarında katıldım çünkü her grubun istediği gibi ben de web sunucunun kurulumu için yardım etmek istiyordum ve o zamanlar Debian'ın paketleme işleminde çok hassas olduğunu düşünüyordum ancak Apache için hiç paket yoktu. O günlerde "Yeni Geliştirici" ( New Mainter-NM) süreçleri birazcık kolaydı. ;)

Raphael: 7 yıl önce Ubuntu'yu yaratmaya karar verdiğinde seni harekete geçiren şey neydi?

Mark: Ubuntu bir değişim hayalini yerine getirmek için tasarlandı; bir görüşe göre özgür yazılımın teknolojide olduğu gibi yazılım alanındaki ekonomi üzerine de potansiyeli vardı. Şu açıktır ki teknoloji dünyası Linux, GNU ve özgür yazılım ekosisteminden inanılmaz boyutta etkilendi ancak yazılım ekonomisi temel olarak hala değişmedi.

Ubuntu'dan önce biz Linux dünyasında iki aşamaya sahiptik; bunlar kendi kendinizi desteklediğiniz iletişim toplulukları (Debian, Fedora, Arch, Gentoo) ve RHEL ve SLES/SLEED yapılarının kontrollü ve ticari topluluklarıydı. Bu arada bir çok şey gözününe alındığında dağıtım toplulukları muhteşemdir, örneğin topluluğun ihtiyaçları için buluşamazlar, bu ihtiyaçlar için bir şey yapamazlar ayrıca yükleme öncesi onları bulamazsınız, sertifika alıp onların çevresinde kariyer inşa edemezsiniz, onların hayır duasını alabileceğiniz gelenek niteliğinde ve platform ölçeğinde dağıtım yapabileceğiniz bir okul bekleyemezsiniz. Ve dağıtım toplulukları bu durumu düzeltmek için çeşitli kurumlar yaratamaz.
Ubuntu; ticari-kalitede (kutsal Debian'ın mirası) ve ücretsiz ulaşılabilen ve kendisi de kurumsallaşmış bir yapıdan desteklenen bir dağıtım olarak bu iki dünyayı bir araya getirir.

Bu hayalin anahtar kelimesi ekonomidir ve ekonomide herzaman olduğu gibi bir değişim vardır; bana göre bu değişim çok açıktı, bence kişisel yazılımların etrafında dönen para lisans alma işleminden ("Windows'u satın almak") hizmet verme işlemine ("Ubuntu ONE "hesabınız için ödeme yapmak") doğru değişim gösterecekti. Eğer değişimin geleceği bu kadar açıksa topluluklar ile onların ihtiyaç duydukları ticari Linux dünyası arasında eşleştirmeleri kurum yapısıyla gerçekleştirebilen bir özgür yazılım dağıtımı için gerçekten de boş bir odaya ihtiyacım vardı. Ve bu benim hayatımın eseri olacaktı. Hayatımın büyük bir kısmını kaplayacak olan bu işe girişmeye karar verdim ve bana bu girişimi gerçekleştirmeye yardım etmek için görüşlerini paylaşacak yeterli sayıda insan buldum.

Bu görüşler sayesinde yapının Debian'ı da içermesi gerektiğine dair bir kanaat oluştu, şunu çok iyi biliyordum ki hem kullanıcılar hem de bu camianın üyeleri topluluk dağıtımlarının herzaman en sıkıları olacaktı. Debian'ın değerlerini paylaştım ve bu değerler bizim Ubuntu için yaptığımız ayarlamalarla tam olarak uyuşabilir hale geldi.

"Debian topluluk dağıtımlarının her zaman en sıkı olanıydı."

Debian tıpkı kurumsalmış gibi kendi kendine yetebilen ancak endüstiriyel veya girişim ortağı olamayan bir dağıtımdır. Bitler harikadır ancak bağımsız bir kurum tasarlamak son kullanıcı ve hizmet sağlayıcı olmak açısından zordur. Eşit, tarafsız ve bağımsız olmak için tasarlanmış bir kurumda yükleme öncesi hedefleri gerçekleştirmek, sertifikasyon ve kurum içi üçüncü parti donanım ve yazılım desteğinin sağlanması aslında imkansız olurdu.
Ancak birbirini tamamlayan iki kurum bu tipte bir kazancın teminatı olabilir.

Yani Ubuntu, Debian-Ubuntu ekosistemini tamamlayan ikinci parça konumundadır. Debian'ın güçlü yönleri Ubuntu'yu tamamlar, Ubuntu ise Debian'ın onun ulaşamayacağı başarıları yakalar (ulaşamaz çünkü onun üyeleri bunun için yeterli kapasitede değildir, ulaşamaz çünkü kurum olarak öncelikleri farklıdır) ve bunun tam tersi olarak da Debian Ubuntu'nun sağlayamayacağı şeyleri sağlar çünkü Ubuntu'nun üyeleri bunun için yeterli kapasitede değildir ve kurum olarak öncelikleri farklıdır.
Çoğu insan şunu anlamaya başladı ki Ubuntu okun ucu iken Debian ise okun pruvasıdır. Bir antropoloji müzesi dışında hiçbir alet kendi başına özellikle bu kadar kullanışlı değildir. ;)

"Ubuntu okun ucu iken Debian ise okun pruvasıdır."

Yani Debian ve Ubuntu için en kötü ve en sinir bozucu tutum onları rekabet halinde gören kişilerden geliyor. Eğer Debian'ı önemsiyorsanız ve onun her seviyede Ubuntu ile rekabet etmesini istiyorsanız epeyce mutsuz olacaksınız; Debian'ın en kaliteli özelliklerinden bazılarını kaybetmesini ve en önemli uygulamalarını değiştirmesini istemiş olacaksınız. Bununla beraber eğer Ubuntu-Debian ekosistemini uyumlu bir düzlem olarak görürseniz ikisini de en güçlü yanlarını ve marifetlerini kutlayacaksınız ve çok daha önemlisi Debian daha iyi bir Debian ve Ubuntu daha iyi bir Ubuntu olmak için çalışacaktır aynı zamanda bunun tam tersi olarak Ubuntu daha çok Debian için çalışmış olacaltır ve tabii Debian da Ubuntu için.

Raphael: Ubuntu-Debian arasındaki ilişki başlangıçta epeyce heyecanlıydı, "olgun" hale gelmesi yıllarını aldı. Eğer başlangıç noktasına dönersen bir şeyleri farklı yapmak ister miydin?

Mark: Evet, çıkarttığım bir çok ders var ancak bunların hiçbiri işin temeli ile ilgili değildir. Bazı gerginlikler insan kaynaklıdır ve bunları değiştirmezsiniz; Canonical ve Ubuntu'nun bazı haşin " Debian Geliştiricileri" (Debian Devoloper- DD) eleştirleri, camia tarafından kabul görmüş ancak Canonical Şirketinde herhangi bir pozisyona seçilmemiş kişiler tarafından yapılıyor. Ben bunu değiştiremem ancak bunların neye varmak istediklerini tüm içtenliğimle, bilmek isterdim.

Bununla birlite insanların bazı yaklaşımlara nasıl tepki göstereceğini bilmek daha akıllıca olması bakımından güzel olurdu. Biz, Porto Allegre'deki DebConf 5 konferansına ünümüz yayılmış olarak gittik ve konferans odasında heklendik. Sonra kapı açıldı ve birçok insan kafasını uzatıp baktı ama ben orada dalevere yapmayacak bir grubun caydırma ve gözkorkutma amaçlı bu işi yaptığına inanıyorum ve sonuçta yaşadığımız şey bir dışlanma hikayesine dönüştü. Eğer biz dışlanmak isteseydik bunu zaten başka bir yerde de yapabilirdik. Bunun üzerine ben bu olayı aydınlatmak için gerçekten çok çalıştım. O zamanlar keşke bu olayın defalarca Canonical Şirketi'ni karalamak için kullanılacağını bilebilseydim.

Debian ile ticari bir anlaşma yapmanın iyi ve kötü yanları olduğunu düşünüyorum, iyi yanlarından birisi ikimizi de ilgilendiren bir sorunda Debian'dan gönderilen herhahangi bir geliştiriciyle birlikte çalışabilmek genel olarak mümkündür. Debian ile sorun çözme kısmında bir tek istisna vardır o da Debian'dan dışlanmış büyük sorun yaratacak geliştiricilerdir. Bunun dışında bu anlaşmanın kötü yanı ise Debian'ın kurumsal yapısı nedeniyle bir işbirliği imkansızdır.

"Herhangi bir geliştiricisi ile işbirliği genel olarak mümkündür [...] [ama] Debian ile kurumsal olarak işbirliği yapmak imkansızdır."

İşbirliği için iki tarafın da taahhütlerine bağlı kalamsı gereklidir. Aslında bir Debian geliştiricisi ile bir Ubuntu geliştiricisi kişisel olarak birbirlerine taahütte bulunuabilir ama Debian Ubuntu'ya taahhütte bulunamaz çünkü Debian'da kurum adına bu tip taahhütlerde bulunabilecek görevli kişiler ya da birimler yoktur.Ve "Genel Duyuru "(General Resolution-GR) çevik değildir. ;) Ben bunu Debian'ı eleştirmek için söylemiyorum, unutmayın ki Debian çok önemli kararlara imza attı, bunlardan birisi kendi geliştiricilerinin tamamen bağımsızlıklarını sağlamaktı ki bunun anlamı o geliştiricilerin kimsenin talimatlarını dinlemek gibi bir zorunlulukarının olmadığıdır.

Bence işbirliği ve takım çalışması arasındaki farkı iyi anlamak son derece önemlidir. İki insan tamamen aynı hedefe sahipse ve aynı şeyi üretmeyi amaçlıyorsa bu sadece takım çalışmasıdır. Ama iki insan ayrı hedeflere sahipse ve farklı şeyler ürettiyorsa ama yine de biri diğerinin ürettiği şeyi geliştirmek için yöntemler de geliştriyorsa işte bu işbirliğidir.

Ubuntu ve Debian arasında fevkalade bir işbirliği yapmak için iki tarafın da değerlerini tanımlamaya ve yaklaşımlarımıza göre farklılıklarımızın önemini anlamaya ihityacımız var. Birileri sırf Ubuntu'da yer alamadığı için veya bir şeyler Debian'ınkinden farklı şekilde yapıldığı için ya da her süreç öncelikli hedef olarak Debian'ı geliştirmek üzerine tasarlanmadığı zaman eleştiri getirdiğinde buna gerçekten üzülüyorum. Aramızdaki farklılıklar önemlidir; Ubuntu Debian'ın ulaşamayacağı noktalara çıkabilir ve zaten Debian debianlık yaparak Ubuntu'yu alıp götürecek cömert bir araç haline geliyor.

Raphael: Debian'ın en büyük sorunu nedir?

Mark: Debian'ın içinde hedefler ve vizyon konularından doğan gerilim, onun uyumlu bir bir ortam olmasını zorlaştırıyor ki bu da yıkıcı davranışlara tepki göstermede isteksiz bir bütünlük oluşturuyor.

Debian yüklemelerin sayısı yoluyla başarılarını ölçebilir mi? Peki geliştiricilerin sayısı yoluyla? Flamewars* saysıyla? Paketleri sayısıyla? E-pota listelerindeki mesaj sayısıyla? Debian Politikası'nın kalitesiyle? Paketlerinin tazeliği ile? Geliştirici dağıtımlarının uzunluğu ve kalitesiyle? Dağıtımlarının sıklığı ve ya nadirliğiyle? Ya da türettiklerin büyüklüğüyle? 
Bu ölçütlerin çoğu Debian'ın içinde insanların birbirleriyle gerilim sebebdir; sonuç olarak gerçek şudur ki farklı "Debian Geliştiricileri" (DD)'nin tüm bu alanlardaki öncelikleri (ve diğer hedefleri) ilginç bir çekişmeye neden oluyor... Zira herkes bu kadar farklı bir yapıya sahipken hedefler arasında tercih yapmanın herhangi bir yolu olmuyor ve çekişmenin verdiği küskünlükler de işte böyle uzayıp gidiyor.
Sürtüşmeden doğan küskünlük derken aslında neyi kasettiğimi sen biliyorsun. :)

Raphael: Sence Debian topluluğu son 7 yıl içinde gelişti mi? Eğer cevabın evet ise sence Ubuntu ile ortaklaşa rekabet bir parça da olsa bu gelişmeyi açıklar mı?

Mark: Evet, bence beni ilgilendiren bazı alanlarda gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelerin başında belki de olgunluğun verdiği bir avantaj olarak insanlara farklı bakış açıları yakalayabilmeri için zaman tanıması ve imkan sağlanması var. Aslında zaman kavramı düşüncelerin gelişimine izin verir ve tabi yeni insanların karışıma dahil olmasını sağlar. Ubuntu ortaya çıktıktan sonra Debian Geliştirisi (DD) olan birsürü insan var, yani bu galaktik komşularının yanında bir anda ortaya çıkan yeni bir süpernova olmaya benzemiyor. Bu insanların çoğu Ubuntu sayesinde Debian Geliştirici (DD) oldular. En azından Ubuntu-Debian ilişkisinin bakış açısına göre bu tür şeyler oldukça sağlıklıdır.

Bir şeyleri daha iyi yapabilmeyi isterdik. Şu an ardıl durumdaki dört tane LTS(Long Term Support- Uzun Dönem Desteği) dağıtımı için bir rotamız var, iki yılın ritminde, şayet dağıtım öncesinde son paket değişikliğinin yapılacağı tarihi*(freeze date) paylaşsaydık güzel bir şekilde işbirliği yapabilirdik, bu çok açıktır. Canonical Squeeze temelleri için yardım teklif etti ancak arka planda kurumsal korkular baş gösterdi ve bu teklif engellendi. Debinan'ın değiştirilmeyecek seviyede tamamlanmış paketlerini ilk sırada yer alacak şekilde Ubuntu LTS döngüsünün ortasına koyma teklifiyle birlikte bizim sıralamadaki çıkarlarımız minimum olacaktır, maksimum değil. Gayet basit.

Raphael: Canonical Şirketi'ne kendini bağlı hissetmeyen kişilere (benim gibi) ne tavsiye ederdin ve Debian geliştirerek para kazanılır mı?

Mark: Biz bu sorunu paylaşıyoruz; ben Ubuntu geliştirerek para kazanmayı isterdim ama bu da uzun süreli bir hayaldir. ;)

Raphael: Durağan haldeki Ubuntu Vakfı'dan kazanılan paraların bazı Debain projelerinde kullanılması hakkında ne düşünüyorsun?

Mark: Vakıf Canonical'ın tıpkı LTS geliştiricilerinin toplantısı olayındaki gibi, taahhütleri garanti altına alma konusundaki başarısız bir olaydır. Durağan halinin iyi olacağından umutluyum. :)

Raphael: Debian Yöneticilerinin El Kitabı için topluca finans sağlama kampı hala devam ediyor ve ben kısa süre içinde Ubuntu Yöneticilerinin El Kitabı projesinin yaratılabilceğini öngörüyorum. Bu proje için senin görüşlerin nelerdir?

Mark: Topluca finans sağlama organizasyonu, özgür yazılım ve açık kaynak arasında harika bir eşleştirme sağlıyor ve senin için harika şekilde çalışmaya devam edeceğini umuyuorum. Bununla birlikte Ubuntu kitabı için senin bulacağın daha büyük bir pazar da düşünüyorum, bu durum Ubuntu için Debian'dan çok daha önemli çünkü Ubuntu kullanan insanlar kaynak kodun içine dalmak yerine bir kitabı satın almaya ya da onu indirmeye daha eğilimlidir.
Tekrar söylemek gerekirse bu kullanıcıların farklılık anlayışı ile ilgilidir, projelerin ya da ürünlerin yargılanmasıyla değil.

Raphael: Debian'ın içinde dağıtımlarını takip edeceğin birileri var mı?


Mark : Zack 1995'ten beri en iyi "Debian Proje Yöneticisi" ( Debian Project Leader-DPL) onun üstesinden geldiği işler onur ve gurur kaynağıdır. Umarım benden aldığı övgüler projeinde ürettiği şeylere gölge düşürmez.

Röportajın yeraldığı site şuradadır.

Çeviri bana aittir, alıntı yapan kişilerin bu sayfaya atıf göstermesi önemle rica olunur. :)

eribol

Çok teşekkürler.
Alıntı YapBununla birlite insanların bazı yaklaşımlara nasıl tepki göstereceğini bilmek daha akıllıca olması bakımından güzel olurdu. Biz, Porto Allegre'deki DebConf 5 konferansına ünümüz yayılmış olarak gittik ve konferans odasında heklendik. Sonra kapı açıldı ve birçok insan kafasını uzatıp baktı ama ben orada dalevere yapmayacak bir grubun caydırma ve gözkorkutma amaçlı bu işi yaptığına inanıyorum ve sonuçta yaşadığımız şey bir dışlanma hikayesine dönüştü. Eğer biz dışlanmak isteseydik bunu zaten başka bir yerde de yapabilirdik. Bunun üzerine ben bu olayı aydınlatmak için gerçekten çok çalıştım. O zamanlar keşke bu olayın defalarca Canonical Şirketi'ni karalamak için kullanılacağını bilebilseydim.
İlginç bir olay olmuş. Yazıda bu tür olaylara ithaf bir çok ayrıntı mevcut.

burk

@eribol rica ederim. Bahsi geçen olay beni de çok şaşırttı ve bu konu ile ilgili olarak şunu düşündüm; demek ki özellikle yazılım dünyasında ortam tam olarak kurtlar sofrasıymış.

eribol

O kadar kötümserlik bünyeye iyi değil :) Farklılıklar kırgınlıklar bizim(en azından benim) bildiğimizden çok daha fazlaymış ve ciddi ciddi birbirlerine çokça laf söyleyip duruyorlarmış. Ancak bence böylesi daha iyi. Belki biz alışık değiliz böyle eleştirilere. Zira bildim bileli Linus gnome'culara, gnome'cular diğerlerine, Stallman herkese, Ubuntu Gnome ekibine çatıp duruyor.  Sanırım çok ağır eleştiriler olsa da hazmetmişler demokrasiyi :) Bize garip gelmesinin sebebi bu bence.

rutku

@burk çok teşekkürler güzel çeviri olmuş. İlginç röpartaj olmuş. @eribol haklısın bizde öyle bir olay yok malesef. Akrabalarımızla mal kavgası ve dedikodu hat safhada olur. Ama bir olursak koskoca holding olup 7 sülalemezi ihya edeceğimizi hiç düşünemediğimiz gibi... Biraz da eleştiri kabul etmeyen, kendisini mükemmel sananlarımızın çok olduğu gibi ... Birazda üstte kalabilmek için rakipleri karalamak ayak kaydırmak altları ezmek gibi... Bizim farketmediğimiz güzel yanları onlar aslında çoktandır kullanıyor.

Gönüllülük esasına dayalı bir ortamda neyin çıkarı olacak ki ? Böyle kavga gürültü oluyor anlamsız. Birbirlerini dinlemeden iş yürür mü ? Mark ın milyoner olmasının sebebi belli. Tuhaf ve üzücü olaylar.
Hayallerini kodla ...

uKiriş
Mezgeldek

burk

@eribol karamsarlık değil ben olaya istinaden o yorumu yaptım, adamları konferans salonunda heklemişler, kurtlar sofrası değil de nedir bunun adı? :) Ayrıaca eleştiri konusunda şunu da söylemeliyim, iş bazen hakaret boyutuna varabiliyor, geçen çevirimde Stallman Linus için bile aptal kelimesini kullanıyordu...

@rutku rica ederim, beğenmene sevindim. :) Geçen sefer rüyana Stallman girdi mi bilmiyorum ama bu defa daha etkili olsun diye çeviri yaptığım sitedeki fotoğrafı da koydum. ;)

rutku

@burk geçen rüyama girmedi Allah'tan :D . Resim güzel ama Mark ta kalsın :D.
Hayallerini kodla ...

uKiriş
Mezgeldek

travego0403

@burk
Çeviri için çok teşekkürler, ellerine sağlık. Çevirilerin devamını bekliyoruz. :)

Benim yazıdan anladığım Mark, Debiandan tamamen kopmak istememiş. Öyle ya da böyle Ubuntu ve Debianı rakip gibi gösteriyorlar fakat Ubuntu ve Debianın farklı misyonları olduğundan bahsetmiş. Acaba doğru mu anlamışım yoksa bende yanlış bir düşünce mi uyandırdı?
"Matematik bir dildir ve bu dilde şairlere fizikçi denir." Richard Feynman

eribol

Ben de aynısını anladım ama demek herkes ya Mark'ı bizim anladığımız gibi anlamamış ya da anlattıklarına inanmamış olacak ki kendisine de tepki gösterilmiş. Ama şimdi o kadar dik kafalı birine de çatmasalar şaşarım açıkçası :)

@burk, Stallman-Linus çekişmesinde çok sık hakaret ediliyor zaten :) Linus'ta yanlış hatırlamıyor isem gnome geliştiricileri için de benzer ifadeleri kullanmıştı.

burk

@travego0403 beğenmene sevindim. :)  Aslında Ubuntu okun ucudur, Debian pruvası olayı cidden çok güzel özetliyor. Bence Mark olaya şu şekilde bakıyor, ortada teknik anlamda zaten bir seviyeye gelmiş bir dağıtım var ama Debian'ın ticari ortaklık kurulacak bir kurumsal yapısı yok, işte  Ubuntu'yu okun ucu yapan şeylerden biri de bu özelliktir. Rekabet konusuna gelince bence Mark burada rekabeti kurumsal yapı algısıyla yapıldığında eleştiriyor yoksa yazıda ortaklaşa rakabet diye geçen kısım bence teknik boyutta olan ve Debian'ı da son 7 yılda geliştirdiğine inandığı bir rekabettir.

@rutku, :D.

@eribol sınırları çizildikten sonra ve altı doldurulduktan sonra bence eleştiri "yıkıcı" amaçla yapılsa bile yapıcı bir unsur taşır ama ben özellikle Stallman'ın tarzını beğenmiyorum, bence saygı sınırlarını aşan ifadeler kullanıyor.

travego0403

Aslında Mark'ın dik kafalılığını beğeniyorum.Çünkü camia içerisinde bu tip adamlarında olması gerekir diye düşünüyorum. Bazen özgürlüğün fazla olması zararlı olabiliyor.
"Matematik bir dildir ve bu dilde şairlere fizikçi denir." Richard Feynman